Antalya Ulaşım'da para yok ama yalan makinası var

Deniz Demirel yazdı...

Kaldığımız yerden devam...

Bir önceki yazımda kimsenin bayramını zehir etmeyelim, bayramdan sonraya bırakalım demiştik. Herkesin bildiği üzere ben sosyal medya hesaplarımı aktif kullanırım, bu nedenledir ki sıkı takipçilerim vardır.

Bunların kimisi bilinir kimisi bilinmez, gizli hayranlarımda var yani...

Hatta geçen gün sosyal medya hesabımdan yapmış olduğum bazı eleştirisel paylaşımlarım derlenip toparlanmış, hiç alakası olmamasına rağmen "Cumhurbaşkanına ve İçişleri Bakanına Hakaret" suçlaması ile bir dosya oluşturulmuş ve soruşturma başlatılmış, konu hakkında ifade verdim. Hatta soruşturmanın zamanlaması bana biraz manidar gelse de hukuk devletine ve yargıya olan inancımızı umudumuzu yaşattığımızdan ötürü davet ettiler mi gidiyoruz.

***

Neyse, konumuza dönelim...

Geçtiğimiz günlerde yine sosyal medya hesabımdan " Koronavirüs tedbirleri kapsamında 17 günlük tam kapanma döneminde personelini zorunlu ücretsiz izine çıkaran Antalya Ulaşım AŞ yönetimi aldıkları dolgun maaş ile ABD'de bulunan yakınlarına para yağdırmaya devam etti." ifadeleri ile bir paylaşımda bulunmuştum.

Benim gizli hayranlarımdan (!) dürüstlük abidesi bir şirket yöneticisi bu paylaşımın ekran görüntüsünü al. Sonrasında paylaşımı beğenen bazı arkadaşlara; "sen böyle bir paylaşımı nasıl beğenirsin" diye hesap sormaya kalk. Sonrasında bir de üzerine "Benim kızım 2015'de gitti ABD'ye...(Tam da siyasi kariyerinde yükselmeye başladığı yıllar) hem kız benim, para benim istediğime gönderirim" diye sinir krizi geçir.

Kulağıma fısıldanınca inanın çok üzüldüm, hani derler ya "yaran varsa gocunursun" konunun bu kadar hassas olduğunu bilseydim...

Kötü birşey de söylemedim hâlbuki "Dolgun maaşları ile ABD'de bulunan yakınlarına para gönderiyor" dedim. Gönderdiği para hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet parası demedim ki neden bu kadar alındı, sağa sola sataştı, sinir krizi geçirdi doğrusu bir anlam veremedim.

Neyse kendisine naçizane bir tavsiye "İyi insan ol… Fakat bunu ispatlamak için vakit harcama." diyelim asıl meselemize geçelim.

Antalya Ulaşım AŞ'de son günlerde yaşanan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) ile ilgili skandal açıklamaları ve işçilere uygulanan mobbing ve tehditkar tavır örgütlü sendikanın savcılığa suç duyurusunda bulunması ile ortaya çıktı.

Antalya Ulaşım AŞ'de durum kontrolden çıkınca Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek devreye girerek Antalya'da yaşanacak olası bir toplu ulaşım krizini son dakika çözüme kavuşturdu.

Başkan Böcek ya krizi çözüme kavuşturamasaydı?

Antalya'da yaşanacak kaosu düşünemiyorum bile...

Peki böyle mi devam edecek, Antalya Ulaşım AŞ yönetiminin zafiyetleri ve aldıkları yanlış kararların bedelini hep vatandaş mı ödeyecek?

Antalyalılar hep diken üstünde son dakika hamleleri ile mi yönetilecek..

Ne demiş atalarımız "Çok söz (laf) yalansız, çok para (mal) haramsız olmaz" beğendiğim bir atasözüdür.

Bir vahim durum ise işçinin, emekçinin yanında olduğunu her fırsatta dile getiren  CHP'li bir belediyenin iştirakinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yaşanan skandal olayların suçluluk psikolojisinin yansıması sonucu bir basın açıklaması yapıldı ve vahim durum toparlanmaya çalışıldı.

Bir yönetim bu kadar mı beceriksiz olur?

Toparlayacağız derken iyice batırdılar...

Antalya Ulaşım AŞ’nin yaptığı açıklama buram buram işçi ve emek düşmanı, sendika düşmanı kokuyor. İşçi, emekçi kardeşlerimiz ve kamuoyu bu tarzda bir açıklamayı ancak iktidar partisi ve mensuplarından duymaya alışmış olacaklar ki açıklamaya CHP'liler bile tepki gösterdi.

Vatandaşın aklı ile dalga geçmek, salla yalanı belki tutar mantığı ile algı yönetmeye çalışmak, siyasi ikbal için işçinin ekmeği ile oynamak, emeğin üstüne çökmek, şirketin yönetim kadroları 20 bin TL ile 30 bin TL arasında maaş alırken, özel araç tahsisleri ile Antalya'da gece gündüz cirit atarken, limitsiz şirket kredi kartları ile vatandaşın vergileri çarçur ediliyorken;

İşçisini 17 gün ücretsiz izine çıkmaya zorlanması, emeğinin hakkını istiyor diye baskı ve mobbing uygulamaları ile karşı karşıya kalması ahlaki açıdan sorgulanması gereken bir durumdur.

Bir de üstüne üstlük işçiye ve emeğe karşı yapılan;

Pandemi koşullarının yarattığı büyük ekonomik sıkıntılara, sorunlara ve olağanüstü gelir kaybına rağmen (Örn: Normal dönemde günlük ortalama 460 bin yolcu taşınırken, Pandemi sürecinde 20-30 bin yolcu sayısına düşülmüştür.) çalışanlarımızın maaşları bir gün bile aksatılmamış, çalışanlarımızın ve dolayısıyla ailelerinin mağdur olmaması adına hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamıştır.

Yalanı ile ayıbı örtbas etmeye çalışmak Antalya'ya ve Antalyalılara ihanettir.

Yukarıdaki 02.02.2020 tarihinde görüldüğü üzere pandemi öncesi günlük taşınan yolcu sayısı 44 bin 131 kişi olarak görülüyor. Sözüm ona Antalya Ulaşım AŞ yönetiminin dile getirdiği gibi 460 bin kişi taşınması mümkün değildir. Bu koca bir yalandır...

Bu beyan edilen yanlış rakamların kamuoyuna açıklanması ve meşruiyet kazandırma çabasıyla ne amaçlanmaktadır?

Ayrıca, "Yeni yılla birlikte şirketimizin tüm ekonomik şartları zorlanarak, Muhittin Başkanımızın “En düşük ücret 3.100-TL. olacak” sözünün üzerine, belirtilen ücret düzeyinin altında ve bu düzeyde ücret alan çalışanımız olmamasına rağmen  %5-%5,5 oranında da ek ücret artışında bulunulmuştur." ifadeleri ise külliyen yalan ve riyakarlığın en büyük örneğidir.

İşçilerin maaşlarına yıllık devletin yaptığı yasal zam oranında zam yapılmış. Maaşlarına ek olarak aldıkları yol ve yemek paralarına çökülerek sanki kendi lütufları gibi yansıtılmaktadır. Ayrıca bankalar ile yapılan promosyon anlaşmasına istinaden banka tarafından ödenen promosyon ücretine de yönetim tarafından çökülmüş, miktar işçilere ödenmemiştir.

Anlaşmalı bankadan peşin alınan bu ücreti aylıklar halinde ödeyerek sanki yönetimin lütfuymuş gibi dile getirilmesi ve kamuoyunu aldatmaya çalışmak; hem ahlaki açıdan hem de siyaseten sorgulanması gereken vahim bir durumdur.

Hiç kusura bakmayın ama Antalya Ulaşım AŞ'de yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet iddialarını soruşturma gereği bile duymayan şaibeli bir yönetim anlayışının, hizmet üretmek yerine yalan makinesi misali yalan üreterek vatandaşı kandırmaya çalışmakla şirkette yönetilmez, siyasette yapılmaz!

Bu ahlaksızlığa ve riyakarlığa sesini yükselterek gereğini yapmayan belediye ve parti yönetiminin rüzgarı her ne kadar arkasına alırsa alsın başarıya ulaşması ve hizmet üretmesi mümkün değil...

***

Kısa bir öykü;

“Baba bir hırsız tuttum.”
“Al da gel.”
“Gelmiyor.”
“Bırak, gitsin.”
“Gitmiyor.”

hilesiz, hurdasız yönetilme dileğiyle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akdeniz Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akdeniz Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Hırsız Var - Her şey ortada bunlara dur diyecek kimse yokmu. Bunu kimse duymuyor mu? Kamu parası yagmalaniyor savcılık neden harekete geçmiyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Haziran 11:54


akdeniztelgraf.com Reklam Alanları

Aylık 365₺'den başlayan fiyatlar ile sizleri bekliyor...

+90 (532) 553 36 59
Reklam bilgi

Anket Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?