Sözde birlikte değil, özde yapalım yeter (!)

Deniz Demirel yazdı...

Uzun zamandır kamuoyunu rahatsız eden birtakım konuları ele alıyorum.

Kamuoyu vicdanını rahatsız eden; kumpas, yolsuzluk ve taciz…

Dışardan baktığınızda CHP kanadında bu tarz olaylara blok halinde bir tepki, karşı duruş var gibi görünse de diğer yandan ise blok halinde bu denli ciddi olaylara bulaşılmışla, göz yumma ve akabinde riyakarlık en üst düzeyde seyir ediyor.

Bir bakıyorsunuz; toplumun ahlaki değerlerine sahip çıkan, insanlık onurunu savunan, işçinin, emekçinin yanında zalimliklerin ve yolsuzlukların karşısında söylem ve ilklerine bağlı sözde demokrat ve özgürlükçü bir yapı gibi görünüyor.

İç yüzünde CHP gibi tarihi ve ilkesel duruşu ile ön plana çıkan bir yapının blok halde sessizliğe büründüğünü görüyorsunuz.

Belediye Başkanları, Meclis Üyeleri, İl ve ilçe yöneticileri, delegeleri hatta sol görüşleri ile ortaya atılan ve bundan nemalanan basın mensupları lafa gelince mangalda kül bırakmıyorlar fakat iş uygulamaya gelince tırt her biri gömüyor kafasını kuma, “Aman bana bir şey olmasında, bana bulaşmasında” kim ne halt yiyorsa yesin.

Siyaset omurgalı bir iştir arkadaşlar, hangi partiye mensup olursanız olun eğer siyaset yapmaya karar vermiş ve insanların oyuna talip olmuşsanız üzerinize yüklenen bazı sorumluluklar vardır. Seçilmişler her ne şart ve koşulda olursa olsun bu sorumlulukları yerine getirmek zorundadır. Eğer getirmiyorsa orada bir sıkıntı var demektir.

Ben bir gazeteci olarak, siyasi olayları yorumlar, görüş belirtir ve eleştiririm. Fakat sonuç itibari ile siyaset siyasetçilerin işi olduğundan pek karışmam.

Ancak konu kumpas, yolsuzluk ve taciz gibi toplumu ilgilendiren bir durum ise hiç kusura bakmayın sizin gibi kafamı kuma gömüp görmezden gelemem. Aynı duyarlılığı kendine gazeteci sıfatını yakıştıran tüm meslektaşlarımdan da beklerim.

Tüm meslektaşlarımın sosyal medya hesaplarında yer edindiğini ve paylaştığını düşündüğüm şu sözleri hatırlatmak isterim;

"Gazetecilik; haber gizleme sanatı değil, haber verme zanaatıdır.
Gazetecilik; devletin, başbakanın, komutanın, emniyetçinin, bürokratın, patronun, ilan verenin yaz dediğini yazma, yazma dediğini yazmama sanatı değil; kamu yararı ve halkın bilgilenme hakkı için gerçekleri arama, hakikati gerekirse onların hepsine inat yazabilme zanaatıdır.
Gazetecilik; sadece resmî belge, kontrollü demeç, açık bilgi sunma, katiplik etme işi değil; didikleme, kurcalama, rahatsız etme, açığa çıkarma, soru sorma, perde arkasını bulma, gizliliği yarma, müsaade edilenden daha fazla hakikate ulaşma gayretidir.
Gazetecilik; güçlü konumda bulunanların sözünü dinleme uysallığı değil, daha ziyade güçsüzlerin sesini duyurma, onlara hakikati iletme ve bu amaçla gerekirse güçlüleri huzursuz etme yaramazlığıdır."

Antalya Ulaşım AŞ ile ilgili çok ciddi iddialar ortaya atıldı. Uzun süredir gündeme taşıyor ve sorumlular hakkında soruşturma talep ediyoruz. İşin ciddiyeti noktasında gazetemizin açılış reklamında kocaman harflerle;

Antalya Ulaşım’da yaşandığı iddia edilen Rüşvet, Taciz, Kumpas ve mobbing skandallarına soruşturma açılsın. Gereği yapılsın”

İfadeleri yer alıyor.

Peki ne oluyor…

Antalya Ulaşım AŞ yönetimi, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından o koltuğa oturtulan Deniz Filiz bir inkâr metni gönderiyor.

Hodri meydan diyoruz, inkâr ettiğiniz her şeyi ispat etmeye hazırız. Ayrıca tüm yasal haklarınızı kullanmakta da özgürsünüz diyoruz.

SES YOK!

Peki ne oluyor…

“Benim söyleyeceklerim bu kadar, dahası bu yönetime alkış tutanların, destekleyenlerin, yapılanlara göz yumarak kafasını kuma gömenlerin şerefine kalmış (!)”

ifadelerini kullanıyoruz.

SES YOK…

Peki ne oluyor…

Bu yüz kızartıcı, utanç verici skandal iddiaların merkezindeki isim Deniz Filiz, Büyükşehir Belediye Başkan vekili olarak bugün Antalya Büyükşehir Belediye Meclisine başkanlık ediyor.

Teftiş kuruluna soruşturma yetkisi sadece Büyükşehir Belediye Başkanı ve İçişleri Bakanlığı tarafından verilebiliyor.

Başkan Muhittin Böcek, sanırım bu yaşananların akabinde Deniz Filiz’e soruşturma açmayarak, üzerine bir de başkan vekilliği vererek şöyle demek istiyor;

Bu iddia edilen rüşvet, taciz, kumpas gibi olaylar benim bilgim dahilindedir. Deniz Filiz benim atadığım bir bürokrattır ve benim korumam altındadır. Onun hatası da yanlışı da benim yanlışımdır. Bu nedenle yanlış yapabilir.
FETÖ’cü polisin eşi ve kardeşine referans olan güvenlik müdürü de benim müdürümdür. İyi yapmış destek olmuş.
Personele kumpas kuran müdürde benim müdürümdür, bilirkişi raporlarında ne yazdığı beni bağlamaz. Hatta ölmüş birinin ağzından şikâyet dilekçesi yazmış, konu mahkemeye intikal edince o tarihte adamın ölü olduğu ortaya çıkmış. Kumpas sonucu iki gariban işçi ekmeğinden olmuş, müdürüm öyle uygun görmüş yapmış.

Yanlış anlamışsam düzeltin, ama ben böyle bir sonuç çıkardım.

Yani anlayacağınız bu işler öyle #bizbirlikteyaparız demeyle olmuyor. Birlikten geçtik, özde yapın yeter...

Kafasını kuma gömenlerin daha önceki yazımda şereflerine bırakmıştım, ses çıkmadı (!)

Şimdi kamuoyunun vicdanına bırakıyorum...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akdeniz Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akdeniz Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



akdeniztelgraf.com Reklam Alanları

Yıllık 365₺'den başlayan fiyatlar ile sizleri bekliyor...

+90 (532) 553 36 59
Reklam bilgi

Anket Muharrem İnce'nin partisine destek verir misiniz?