CHE Guevara'nın varisleri tulum çıkardı

Deniz Demirel yazdı...

Che Guevara'nın varisleri tuluma yenik düştü.

Haktan hukuktan, eşitlikten, sosyal adaletsizlikten dem vuran yazı ve haberleri ile düzgün birine benziyor duygusu veren gazetecilerin şapkası düştü kel göründü.

Che Guevara'yı bu denli savunan yoz kapitalistlerin son ticaretinden devrimci izler aranmadı.

Meğerse İdris Özyol ve Ebru Küçükaydın'ın Che'ye güzellemeler düzmesi, Maradona'ya devrimcilik atfetmesi, Castro'ya methiyeler sunması hepsi bir tulum içinmiş. Oysa Özyol 'un devrimci gelenekten geldiğini söylemesinden bir kaç yıl öncesine gittiğimizde politik islamcılar ile birlikte olup lahmacun yiyebilen toplumlarında iktidara geleceğini yazıyordu.

AKP'nin yeni yeni filizlendiği zamanlarda kendisine ben bir döneğim diyerek onlara destek veren İdris Özyol onlardan beklediğini alamayınca; eski devrimciliği aklına gelerek sosyalist bir okuyucu oluşturmaya çabasına girmişti.

Önüne gelene ayar veren gazetecilerin gazetecilik ile ilgili yaptığı işleri bil yazılarında hakaret ederek dile getiren İdris Özyol ve ortağı Ebru Küçükaydın'ın tulum olayı patlayınca yaptıkları açıklamalar ise edep yahu dedirtti.

Her zaman söylerim; basın özgürlüğüne bağlı olarak bizim hukukumuzda basın kuruluşlarının ve basın mensuplarının uymak zorunda oldukları belirli bir “ilkeler metni” bulunmamaktadır. Doğal olarak basın kuruluşları ve basın mensupları açısından genel hukuk kurallarının ötesinde hukuken bağlayıcı nitelikte herhangi bir ilke veya kural bulunmamaktadır.

Bu nedenle basın mensupları çalışmalarında hukukun genel kurallarına uymakla yükümlüdür. Ancak ülkemizde faaliyet gösteren Basın Konseyi’nin benimseyip ilan ettiği bazı temel ilkeler bulunmaktadır.

Bu ilkelerden bazıları;

  • Kamusal bir görev olan gazeteciliği, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet etmemek,
  • Gazetecilik görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınmak,

Tabi ki gazetecilik faaliyeti gösteren şirketler ahlak ve etik kurallar çerçevesinde farklı ticari faaliyetler gösterebilir.

Burada bir sıkıntı yok (!) Bunu da bir kenara koyalım...

Gazetecilik faaliyeti gösteren şirketlere; afiş, broşür, matbaa, baskı, gazete, reklam, banner, organizasyon işi yaptırılsa anlarım... Fakat "Tulum" işi yaptırılması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Tulum üretmeyen bir şirkete Büyükşehir Belediyesi'nden bir veya birilerinin İdris Özyol ve ortağı Ebru Küçükaydın'a kıyak geçtiği belli oluyor. Bu olay Sayıştay incelemesinde zannediyorum ki zimmet çıkacak bir vakadır.

İdris Özyol savunmasında ise vergisi ödenen bu olayın neresinde sakınca var diyor... Ya hu sizin dile getirdiğiniz onlarca olayda kim vergisini vermedi ki? 

Herkes vergi veriyor...

Yani gerçekten çocuk kandırır, Antalyalıların akılları ile dalga geçer gibi yapılan seviyesiz açıklamalar tamamen bir panik göstergesidir (!) 

Siz kamu vicdanı adına kamuoyuna şunu açıklayın;

  • Paraları tuluma doldurup kapıdan çıkarken, Büyükşehir'de size bu imkanı sağlayanlardan yana dümeni kırdınız mı, kırmadınız mı?

Bu arada konuyla ilgili Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden bir tek açıklama yapılmadı. Korkarım ortada tulum filanda yoktur. Şayet ortada tulum olsa şu ana kadar iki cümle de olsa kamuoyuna bir açıklamada bulunurlardı.

Bir de gelin işin teknik boyutuna bakalım;

Kesilen faturalarda ürün detay ve özellikleri genel olarak "Hijyenik Tulum" olarak belirtilmekte olduğu için Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne teslim edildiği iddia edilen tulumlar hangi özellik ve niteliktedir bilmiyoruz.

Antalya Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin koronavirüs salgınında hayatlarını riske atarak, gece gündüz fedakarca çalışacak olan personeli piyasadaki en üst koruma sağlayacak ürünler ile donatacağından şüphemiz yok. Bu neden ile piyasada ki koruma oranı en üst seviyede olan "Tek Kullanımlık Lamineli Kapşonlu Tulum" ürününü baz alarak küçük bir araştırma yaptım.

Elde ettiğim bilgiler ışığında piyasada bu ürün ortalama 20 lira 30 kuruştan perakende fiyat ile satılıyor. Toptan alım için firma ile iletişime geçtiğimde; ürün yüzde 40 iskontolu olarak KDV dahil 12 lira 30 kuruştan alınabiliyor.

Konuya bahis miktardan yola çıkarsak; KDV dahil toplam rakam 103 bin 903 türk lirası yapar. Gelir vergisini de hesap edersek 124 bin 722 türk lirası yapar.

Bu bilgiler ışığında piyasadaki en yüksek kalitede ki ürünün alış fiyatı açıkça görülmektedir. Büyükşehir Belediyesi prestijini kullanarak muhtemelen benim aldığım ıskonto oranından daha fazla ıskonto alacaktır. Nede olsa ücreti üç gün içerisinde ödenen bir doğrudan alımdan bahsediyoruz.

Şimdi bu arkadaşların uyanık olduklarını cümle alem iyi biliyor...

Fırsatını buldular mı yok etikmiş, yok ahlaka aykırıymış dinlemez bunu biliyoruz da; bu ihtiyaçların doğrudan alımını yapan Büyükşehir Belediyesi'nde ki yetkililer hiç mi iş bilmez? Şu doğrudan alım yapılırken yasa gereği üç firmadan daha teklif alınması gerekir.

Diğer üç firma kimdir, ne teklif vermişlerdir?

Selam ve Dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akdeniz Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akdeniz Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



akdeniztelgraf.com Reklam Alanları

Yıllık 365₺'den başlayan fiyatlar ile sizleri bekliyor...

+90 (532) 553 36 59
Reklam bilgi

Anket Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen'den memnun musunuz?