Reklamı Kapat

Karakol amirinin tacizci ile boks antrenmanı

Deniz Demirel yazdı...

90’lı yıllarda büyüklerimizin karakol maceralarını dinlemişliğim çoktur. Beyaz bir torosa bindirilip bölge karakoluna götürülüp tuvalet temizlemeler. Yerleri silmeler, memurların egolarını tatmin etmeler gibi çeşit çeşit hikayeler anlatırlardı.

Hepsinin o karakola niye gittiklerini bilmiyor oluşları bütün hikayelerin tek ortak yanı olmasına rağmen hepsinin de polise ama korkudan ama sevgiden bir saygısı vardı.

18 Ağustos günü bir olay nedeniyle karakola gittiğimde anladım ki o yıllardan bu yıllara her şey çok değişmiş. Birkaç kişi dışında öyle itici ego müsveddesi göremiyorsunuz. Kimse artık ne yer siliyor ne tuvalet temizliyor. Özellikle yeni memurların bir çoğunda görev azmi görebiliyorsunuz.

Fakat dikkatimi çeken yıllar içerisinde değişen tek şey polise olan güven ve saygı kalmamış.

Tabi bu durum polislerden çok oy kaygısıyla hazırlanan kanunlar ve bunları uygulama noktasında bir türlü oturtulamayan standartlar ile yönetici unvanı taşıyanların liyakatsizliği ile daha çok ilgili gibi görünüyor.

Bir de uygulanamayan bu kanunların sürekli değiştiğini düşününce kimse neyi nasıl yapacağını bilmiyor. Anlayacağınız hepimiz akşamdan sabaha cahil kalabiliyoruz.

Tüm personelin bütün enerjisi  ve mesaisi sorunu çözmek ya da engellemekten çok bürokratik işlemlere harcanıyor. Hal böyle olunca bırakın vatandaşı, polisin bile polise güveni yok. Herkesin derdi sorun çözmek değil, sorundan uzak durmak.

***

18 ağustos günü karakola gittiğimizde yaklaşık 5 saat bekledik. Niye mi? Yazıcı dedikleri bir tane memur var, ifadeden ifadeye geçiyor. Müthiş gayretli ama bu kadar işin takibini yapmasına, bırakın suçu aydınlatmayı evrakları eksiksiz yapmasına bile imkan yok. 

Karakol önünde bir nöbetçi var...

Caddenin kıyısında, otoparkı geçtim bir bahçe kapısı bile olmayan karakol yerleşkesine nöbetçi dikmek sırf adet yerini bulsun mantığı olsa gerek. Üstelik nöbetçinin en az 3 saattir orada beklediği de her halinden belli oluyor.

Nöbet bitince de oturup dinlenemiyor adamcağız, personel yokluğundan ekip otosuna binip bir işin ucundan tutma gayreti gösteriyor.

İçeride çoğu zaman tek, zaman zaman da sayısı ikiye çıkan; telsiz dinleme, telefona bakma, karakola imzaya gelenlere imza attırma, içerideki bekleyenlerin her türlü riskini gözetme, şüphelileri gözetleme ve gelen her soruya cevap verme gibi görevleri var.

Bu kadarı benim gözlemleyebildiğim, göremediğim daha neler var kim bilir...

***

Şimdi sıkı durun koskoca karakolda bir tane ekip var. İki araç olmasına rağmen tek ekip görev yapıyor. Çünkü araçlardan biri yapılınca diğeri bozuluyor. 90'lı yılların toros marka ekip otoları daha güvenli, konforludur diye düşünüyorum.

Hoş araç olsa da personel sayısı yetersiz olduğundan değişen bir şey olmayacağına inanıyorum.

Yeni Kapı Karakolu yaklaşık 100 bin nüfuslu bir bölgeden sorumlu...

Sadece Antalya’nın değil, Türkiye'nin hatta dünyanın bildiği Kaleiçi ve ışıklar gibi bir bölgenin güvenliğini sağlayan 10 (on) bilemediniz 12 (oniki) personel var. Üstelik 12 (On iki) saat çalışıyorlarmış.

Antalya'nın bu kadar yoğun ve önemli bir noktasında bir polis memurunun 12 (On iki) saat çalışması? Robot olsalar dayanamazlar diye düşünüyorum. Buna rağmen gerçekten gayretli ve olabildiğince nazikler. 

Apartmandan çevirme üç katlı 30 yıllık bir binayı karakol yapmışlar.

Ne bir dinlenme odası var, geçtim dinlenme odasından bir tane klozet tuvaleti bile yok. Bütün bu berbat çalışma şartlarını ben 5 saatlik bekleyişim sırasında görmüşken, buranın amirleri, denetlemeye gelen yöneticileri nasıl göremiyor anlamış değilim.

Gerçi onların makam aracı ve odası gayet güvenli ve konforlu olduğu için memurun ne halde olduğu kimin umurunda olsun ki... Vatandaşa kimin hangi şartlarda nasıl hizmet verdiğini kim takar...

***

İki memurun sohbeti olayın vahametini göstermeye yeterde artar bile...

Birinin derdi; okullar açılmadan 15 gün izin alıp ailesiyle vakit geçirmek ama izin alamamış. Diğerininki daha da beter; ek görevlerden fırsat bulup karakoldaki işlerini yapamadığından soruşturma geçirme korkusu.

Düşünebiliyor musunuz, adamın tek derdi karakola gelip işlerini yürütebilmek...

Neyse ki 5 (Beş) saatin sonunda işlemlerimiz bitince karakoldan ayrıldık.

***

Fakat ertesi gün olayın devamı tekrarlanınca soluğu tekrar yeni kapı karakolunda aldık. Yaşanan olay öylesine vahim ki duyunca hayretler içerisinde kalacaksınız!

Bir kadın arkadaşımız tacize uğruyor, ertesi gün tekrar aynı adam tarafından tacize uğrayınca onlar yine karakolun yolunu tutuyorlar. 6 (Altı) saat kadar da onlar beklemiş.

Asıl bomba da o gün yaşanmış...

Karakol amiri, ikinci kez taciz suçlaması ile karakolluk olan şahısla; karakolun önünde boks antrenmanı yapıyormuş. Amir ellerini kaldırıp avuçlarını açıyor, tacizci şahıs seri yumruk atma antrenmanı yapıyor.

Üstelik şikayetçi hanfendinin yanında, gözleri önünde...

Şimdi bir hayal edin...

Bir kadın olarak ikinci kez taciz edilip şikayet için karakola gidiyorsunuz ama karakol amiri tacizci ile gözlerinizin önünde boks antrenmanı yapıyor? Siz olsanız bir derdiniz olsa polise nasıl güvenip karakola gidebilirsiniz.

Antalya Valisi Ersin Yazıcı ve Emniyet Müdürü Mehmet Murat ULUCAN boks sever mi bilinmez ama Yeni Kapı Karakol amiri Ali Y.'nin sevdiği aşikar görünüyor.

Sayın Yazıcı ve Ulucan boks antrenmanı izlemek isterseniz; 19 ağustos günü saat 17:00 ile 20:30 arası karakol kamera kayıtlarına bakabilirsiniz.

***

Kısacası demem o ki; her ülkeden insanın geldiği Yeni Kapı Karakolu 'nun şartlarını lütfen düzeltin. 500 bin kilometreyi geçmiş araçları değil de iki müdürünüzün makam aracını verin. Makam konforunda olmasa bile her şeye rağmen koşturan şu memurlara bir dinlenme odası yapın. En azından karakolda görevlendirin de kendi işlerini yapabilsinler.

Tabi bir de birkaç şoförümüzden ve sekreteriniz den feragat edebilirseniz biraz da personel takviyesi yapın... Her defasında 500 metre ötemizdeki karakoldan ne zaman polis çağırsak yarım saatte geliyor.

Veee lütfen unvanının hakkını verebilecek, en azından tacizciler ile boks antrenmanı yapmayacak bir de amir verin!

Aksi takdirde rezilliğimiz tüm dünyanın diline pelesenk olacak, tabi hala olmadıysak...

Selam ve Dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akdeniz Telgraf editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akdeniz Telgraf değil haberi geçen ajanstır.

01

İnsan Kal - Umarım ahlak anlayışından yoksun bir tacizcinin yanında duran bir kolluk kuvveti bir daha devletin ekmeğini yemez.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ağustos 16:04


Antalya Markaları

Akdeniz Telgraf, Antalya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 553 36 59
Reklam bilgi

Anket Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?