Kralına yol verdim, soytarısıyla uğraşamam!

Merhaba sevgili dostlar...

Şimdi uzun zamandır, Antalya'da Büyükşehir Belediyesinde dönen usulsüzlükleri, dönen entirikaları, mobinkçileri, liyakatsiz ciğeri beş para etmez petekçileri, özel kalem kardeş ve baba mirası ile lider olabileceğini zanneden ahmakları, kendi çıkarları için işçiyi satan sarı sendika yöneticilerini hepsini yazdık...

Bu yazdıklarımızın arasından bir tanesinin gıkı çıkmadı!

Tövbe petekçileri koruyacağım diye evime noterden evrak gönderen eski genel sekreter Birol Ekici, bu olaydan sonra yazdığım bir yazı üzerine soruşturma geçirmişti. O ara Birol Bey telefonuma kandil mesajları filan göndermeye başlamıştı.Tabi ben Birol beyi eleştirirken, yapılan yanlışları terbiyemizi koruyarak o dönem dile getirdik. İnsan sonuçta hataları olabilir, kandırılmışta olabilir. Nasıl olsa iktidar partisi mensupları kandırılmaya alışkın, önüne gelen kandırıldık diyor işin içinden çıkıyor.

Nitekim Benekli Ahmet, 40 personelin önünde 15 Temmuz'da yaşanan hain darbe girişimini küçümseyici ve önemsizleştirici cümleler kurup, 75 personeli tehditler savurarak ve KHK hükümlerine rağmen geriye dönük iş kanuna aykırı sözleşmeler imzalatarak görevi kötüye kullanmasına rağmen işin içinden sıyrılıp çıkmadı mı? O da kandırılmıştır muhtemelen...

Birol Ekici en azından onurlu bir davranış sergiledi ve seçimin kaybedilmesi ile birlikte Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden ayrıldı. Siyaset ile geldi, siyaset ile gitti. Eleştirdiğimiz diğer isimler Kıvırmacı Muharrem ve Benekli Ahmet gibi yapmadı.

Neyse konu başka oralara girersek, Benekli Ahmet yine yıllık izne ayrılır, Kıvırmacı Muharrem açığa filan alınır.

Şimdi hep bahsediyorum, bir tanesi var! Şerefsizlikten ordudan atılmış, ayrıldım diye milleti yiyor... Böyle birde mağrifetmiş gibi etap etap dolaşıp "Allah, Deniz'den razı olsun. Reklamın iyisi kötüsü olmaz, beni kimse tanımazdı şimdi en azından herkes tanıyor" diyormuş. Vay canına yandımın dünyası, sen nelere kadirsin...

Platon ne güzel söylemiş;

Bilge insanlar konuşurlar çünkü söyleyecek bir şeyleri vardır. Aptal insanlar konuşurlar çünkü bir şey söylemek zorundadırlar.

Arkadaş haklı reklamın iyisi kötüsü olmaz! Bazı insanlar; iyilik, dürüstlük, şeref, onur, haysiyet ve ahlakları ile anılır. Bazı insanlar da bunların tam tersine kötülük, gıybetçilik, şerefsizilik, onursuzluk, haysiyetsizlik ve ahlaksızlıkları ile anılır. Hatta bu türün yaptıkları yedi sülalelerine atfedilir...

Kendisi bile adımı geçirdiği cümlede "Allah, ondan razı olsun" diyebiliyorsa ne mutlu bana...

Reklamın iyisi, kötüsü olmaz? Ya şimdi peki ben sorsam buradan, desem ki...

Daha demeden "onun yedi sülalesini..." dediğinizi duyar gibiyim!

Ama kimse kusura bakmasın bu arkadaş reklama büyük önem veriyor. Benden de razı gelmiş, ben kendisine yardımcı olacağım. O neden ile bu yazıyı Aksu merkezli 35 Km çapında sosyal medya da sponsorlu göndereceğim. Arkadaşı tanımayanlar var ise onlarda tanısınlar.

Mesele aslında bu değil...

Bakın gelin size bir hikaye anlatayım. Birgün AKM'de bir program var. AK Parti'li milletvekilleri ve bürokratlar katılacak. Adam eksik, halden takviye güvenlik personeli görevlendirilmiş. İsim vermeyeceğim dönemin bölgedeki amiri arkadaşın birini AKM'nin arka kapısında görevlendirmiş.

Amirin personele talimatı şöyle:

Bu kapıdan hiç kimseyi içeri almayacaksın! Kimseyi mi? Kimseyi, Cumhurbaşkanı gelse dahi bu kapıdan almayacaksın! Tamam...

Arka kapı sonuçta amirin özgüveni buradan geliyor. Nasıl olsa önemli biri gelecek olsa ön kapıyı kullanır.

Dönemin Milletvekili Gökçen Özdoğan Enç, aracıyla arka kapıdan içeri girmek istiyor. Tabi bizim personel amirin talimatını uyguluyor ve Gökçen hanımı içeri almıyor.

Gökçen Özdoğan Enç;

Arkadaşım sen beni tanımıyormusun?

Personel;

Tanıyorum efendim.

Gökçen Özdoğan Enç;

O zaman açsana kardeşim kapıyı..!

Personel;

Açamam efendim, amirimin kesin talimatı var; "Cumhurbaşkanı gelse dahi bu kapıdan içeri alma" dedi.

Gökçen hanım tabi duruma biraz sinirlenmiş olacak ki, aracın camından uzanarak; "Seni değil, seni değil evladım! Seni buraya görevlendireni ..." demiş.

Yani demem o ki "Kıssadan hisse" sizi değil, sizi değil evladım! Sizi hala orada tutan Antalya Ulaşım yönetimini...

Selam ve Dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

İbrahim Uysal - Durum Tespiti;

Riyakar kadrolar değil, Liyakatli kadrolar.!

Artık Kamu’da ya da Kamu’nun taşeronluğunu yapan şirketlerde işini gerçekte seven, icrâ ettiği meslek için gerekli ve yeterli donanıma ve eğitime sahip kişinin referansının öncelikle siyaseten değil, kişiliğinden, mesleğine bakış açısından karşılık bulduğu, siyasi liyakatten çok mesleki liyakatli dinamik kadrolardan oluşma ihtiyacını bugün tüm Türkiye’de görmekteyiz.

*En küçük şirketin vizyon belgesinde dahi “Müşteri Memnuniyeti Anayasası” varsa kamu ve kamu adına çalışan ŞTİ’lerde “Halkın Memnuniyeti Anayasası” kitapçığı yazılmalı.!

Artık oturma devri kapanmalı, kervan yürüsünde nasıl yürürse yürüsün değil, çalışanlar içinde sahada (İç Müşteri Memnuniyeti ) yaratarak pozitif verim elde edilmelidir.!

Baskı ve mobbing yerine iç saha eğitimi ve insan kaynakları eğitimleri ile, kendine özgüveni olan, üniformanın ve değerinin aslında dışarıya yansıttığınız mesleki kaliteniz ile ortaya koyulabileceğini aşılamalısınız.!

Vatandaşın gözünden şu resim silinmeli “Belediye’ye kapağı atmış” veya siyasetle geldi siyasetle gider görüşü silinmeli. Devletin parasını kazanan kişinin yeni doğmuş bir bebeğin sütünde hakkının geçmemesi için işinin hakkının fazlasını vermelidir, aslında liyakat dediğimiz şey gelecek nesillerin sütüne haram bulaştırmamaktır.!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Eylül 09:53

Antalya Markaları

Akdeniz Telgraf, Antalya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (532) 553 36 59
Reklam bilgi

Anket Antalya'da su fiyatlarına yapılan %20'lik zam hakkında ne düşünüyorsunuz?