Canlar zokayı yuttu, Süleymanlıları alkışlıyor

 Deniz Demirel

Süleymancılar ya da Süleymanlılar hakkında bilgi sahibi olmayan varsa kısaca; Türkiye'de Nakşi eğilimli bir cemaattir. Cemaat; ismini "üstad" olarak tanımladıkları Süleyman Hilmi Tunahan'dan alır.

Bu bilgiyi buraya bırakıyorum ki yazımın ilerleyen kısmında anımsayın diye...

CHP'nin 38'nci kurultayı ile başlayan değişim hareketi tüm hızıyla devam ediyor. 31 Mart'ta gerçekleştirilen yerel seçim zaferinin ardından köklü bir değişim ve dönüşüm başlıyor. Özgür Özel'in "Daha yeni başlıyoruz!" dediği gibi...

Yerel seçimler öncesi sosyal medya paylaşımlarım, yazılarım ve haberlerimden ötürü çok eleştiri aldım. Eleştiri boyutunu aşan hakaretler bile oldu.

Siyasal İslamcılığı ve iktidarın kutuplaştırıcı siyaset anlayışını eleştirdiğim yazılarımı, haberlerimi beğenen ve taktir edenlerin;

muhalefetteki ve CHP içindeki kutuplaşmayı ve siyasal Aleviciliği, mezhepçiliği eleştirdiğim yazı ve paylaşımlarda nasıl bir linç kampanyası yürüttüklerini, hakaretler yağdırdıklarını gördüğümde iktidarın ve muhalefetin aslında birbirine nasıl benzer hale geldiğini net bir şekilde görmüş oldum.

Cemaatler iktidara hizmet ederse tu ka ka, muhalefete hizmet ederse çok yaşa...

Bu duruma daha belirgin bir örnek Antalya'da seçime iki gün kala AKP'nin adayı Hakan Tütüncü'nün Cübbeli Ahmet Hoca ile fotoğraflarına tu ka ka çekenlerin, Süleymanlılar 'ın desteği ile elde ettiği zafer ve coşkulu kutlamaları olabilir.

Marjinal sol ve Alevi seçmen tabanı yerel seçimlerin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin 2028'de Cumhurbaşkanlığı, 2029'da yerel seçim vizyonunun nasıl şekilleneceğini ve asıl değişimin daha yeni başladığını göremiyor olmasına üzülüyorum. 

Sarının kırmızılaşmasından değil, kırmızının sarılaşmasından bahsediyorum.

CHP'nin yerel seçimde Türkiye genelinde 1'nci parti çıkması ve Türkiye haritasının kırmızıya boyanmasının verdiği mesajı, zafer sarhoşluğu içindeki tabanının bugünlerde anlaması zor.

Değişimcilerin, "Alevilerin oyuna ihtiyacımız yok" söyleminin akabinde yerel seçimlerden 1'nci parti çıkması, 74 yıl sonra Alanya'nın, 98 yıl sonra Serik'in, 30 yıl sonra Kepez'in, neredeyse yüzde 36'ya tekabül eden 34 bin CHP seçmeninin sandığa gitmediği halde Konyaaltı'nın nasıl kazanıldığını, süreç içerisinde ortalama zekaya sahip insanlar olarak anlamış olacaksınız. Ama iş işten geçti...

Türkiye'nin dört bir tarafında bunlar gibi daha bir çok il ve ilçe sayabilirim...

Belki yine kızacaksınız ama CHP içinde hizipçilik yapan, siyasal Alevicilik üzerinden makam ve rant devşirenler, devrimciler, marjinaller yani parti içinde söz sahibi olduklarını zannedenler size kötü bir haberim var.

Zokayı yuttunuz!

Değişen, dönüşen CHP'nin 2028 ve 2029 vizyonunda size ve kitlelerinize artık yer yok. Bugün sahip olduklarınız, görüp göreceğinizin hepsi bu kadar...

Muhtemelen süreç içerisinde tasfiye edilmeye başlanacaksınız, çünkü artık karşınızda eleştirebileceğiniz bir Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Merkezi yok.

Astığım astık kestiğim kestik dönemi başlıyor, hayırlı uğurlu olsun.

Bunca zaman siyasal İslamcıları, siyasal Alevileri, siyasal Kürtleri eleştirdim. Mezhepçilik ve hizipçilik yapmanın bu topluma ne kadar zarar verdiğini dile getirdim. Yeri geldi aynı dili kullanarak, ne kadar kötü ve kutuplaştırıcı olduğunu göstermeye çalıştım. 

Fakat aslında varmak, yönlendirmek istediğim düşünce Mustafa Kemal Atatürk'ün kuruluş ve kurtuluş felsefesini doğru anlamak, anlatmaktı. Hep doğruyu ve gerçekliği savundum. Bunu yaparken iktidar içindeki siyasal islamcıların, muhalefet içindeki siyasal Alevi ve Kürtlerin tepkisini çektim.

Marjinaller tuzu biberi oldu...

Bugün gelinen noktada kendinizi nasıl tanımlarsanız tanımlayın sol ve muhalif kesimde konumlanan kitleler, farkında olmadan yıllarca karşısında durdukları siyasal İslamcıların zaferini alkışlar hale geldi.

Hal böyleyse sen Alevi ve Kürt düşmanı değil misin, sevinmen lazım diye düşünenler olacaktır. Kazın ayağı hiç öyle değil, ne Alevilere nede Kürtlere düşmanım. Ben bu kavramların siyasallaştırılmasına ve üzerinden rant elde edilmesine karşıyım.

Aynı siyasal İslamcılığa olduğu gibi...

Fakat yerel seçim sonuçlarından memnun olup olmadığımı merak edenler var ise kısmen memnunum. Eleştirdiğim noktalar elbette var ama kutuplaştırıcı siyasetin, hizipçiliğin ve mezhepçiliğin sonunda aynı orantıda bir güç kullanılarak kendi kendini yok ettiğini görmek beni ziyadesiyle memnun etti.

Bu zorlu maratondan zaferle çıkan bütün adaylara hizmetlerinde başarılar dilerim.

Ne derler, "beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı." tamda öyle oldu.

KONYAALTI ÖZEL

Konyaaltı'nda yerel seçim sürecinde söylemlerime ve duruşuma yönelik çok eleştiri yapıldı.

Hepsini aldım kabul ettim, ama duruşumda ve tavrımda bir değişiklik olmadı. Dün neredeysem bugünde aynı yerdeyim.

DemAR 'ın anketi üzerinden sosyal medyada ilginç söylemler uydurulduğunu görüyorum. Kişisel analizlerim noktasında da yanıldığımı düşünen bir kesim var. Onları bu konuda aydınlatmak istiyorum.

Canlar zokayı yuttu, Süleymanlıları alkışlıyor

DemAR, CATI yöntemi ile 44 bin 961 katılımcı ile bir anket gerçekleştiriyor. Aslında denek sayısının bu kadar yüksek olmasının sebebi kritik bir seçim sürecinde en doğru veriye sahip olmak gerekliliği diye düşünüyorum.

Şirketin elde ettiği verilere göre; Memleket Partisi adayı Onur Duruk %29, CHP adayı Cem Kotan %27, AK Parti adayı Durali Kolpak %21, İYİ Parti adayı Meryem Gökay Balkıç %9, TİP adayı Yunus Başaran %10, Diğer %4 oy alıyor.

Bu verilerin taraflı olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını düşünen kesime öncellikle her kamuoyu araştırmasının yüzde 2 yanılma payı olduğunu hatırlatıp verileri analiz edelim.

Konyaaltı'nda 128 bin 762 kayıtlı seçmen bulunuyor. Kullanılan oy 95 bin 729, geçerli oy ise 92 bin 980 oldu.

Bu da demek oluyor ki 33 bin 33 seçmen tepki göstererek sandığa gitmedi.

AK Parti, İYİ Parti, TİP ve diğer küçük partilerin seçmen kitlesi CHP'nin tartışmalı ve zayıf bir profil çizen adayına karşı kazanma içgüdüsü ile koşturarak sandığa gittiğine göre;

Konyaaltı gibi CHP'nin güçlü olduğu bir ilçede sandığa gitmeyen 33 bin 33 seçmenin adaya ve yaşanan sürece tepki ortaya koyan Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve kendisini Ulusalcı olarak tanımlayan seçmen kitlesi olduğunu anlamak güç olmasa gerek diye düşünüyorum.

Verileri doğru, tarafsız analiz edecek olursak, katılıma oranla 33 bin 33 seçmen sayısının yani %35 - 36 gibi seçim sonucunu ve meclis aritmetiğini doğrudan etkileyebilecek büyüklükte bir oran olduğunu ortaya koymak gerekir.

Peki bu seçmen sandığa gitmiş olsaydı tercihini hangi adaydan yana kullanırdı?

Bence, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi çizgide Ulusalcı kimliği ile ön plana çıkan Memleket Partisi adayı Onur Duruk'u tercih ederdi.

Yani uzun lafın kısası seçmen; DemAR 'ın CATI anketinde kendisine telefonda sunulan seçenekler arasında tercihini ortaya koyarken, sandığa gelerek iradesini ortaya koymadı.

Sonuç itibari ile kimseyi kulağından tutup sandığa götürecek halimiz yok...

Bu veriler ışığında yüzde 2 yanılma payını hesaba kattığımızda DemAR anketinin gerçekliğini ve doğruluğunu ortaya koyar.

Kişisel analizlerime gelecek olursak, özellikle Konyaaltı'nda kamuoyunun nabzını ne kadar doğru tuttuğumun bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle seçimin sonucu, yanıldığımı ve analizlerimin yanlış olduğu sonucunu çıkarmaz.

Yanıldığım daha doğrusu hesaba katmadığım tek konu Süleymanlılar ve tercihleri oldu.

Ben sadece DEM'leniyorlar diye düşünürken, aynı zamanda Süleymanlılar ile pazarlık yapıyorlarmış.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Akdeniz Telgraf editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akdeniz Telgraf değil haberi geçen ajanstır.