Dersim çetesi, tıpış tıpış kafası ve değişime davet

 Deniz Demirel

Tunceli yerine Dersim dersek ne olur?

Geçtiğimiz gün X hesabımdan yapmış olduğum bir paylaşım üzerine çok sayıda okurum merak edip soruyor.

Tunceli yerine Dersim dersek ne olur? Niye Tunceli isminde ısrar ediyorsun ne fark eder diyorlar.

Hatta bazı takipçilerim tarihi ve sosyolojik sonuçlarını bilmedikleri için safhane bir şekilde Tunceli ve Dersim isimlerinin kelime anlamlarına atıfta bulunarak yorumlar yapıyor.

25 Aralık 1935 tarihinde TBMM tarafından çıkarılan 2884 sayılı kanunla Tunceli vilayeti kurulmuştur.

1936 yılı itibari ile Tunceli'nin bütün bölgelerinde büyük bir imar, iskân ve teşkilatlanma hamleleri yapılmaya başlanmış; yol, okul, köprü hastaneler ve karakollar yapılmıştır. Tunceli'de her geçen gün devlet otoritesinin kendini daha da hissettirmesi, özellikle aşiret yapısını sarsmış, ağanın, beyin, şeyhin, seyidin otoritesini kırmaya başlamıştır.

Durumu endişe ile izleyen aşiret reisleri sık sık toplantılar yaparak, devlet otoritesini tartışmışlardır. Çünkü "Dersim" denilen bölgeyi DEVLET içinde DEVLET gibi yönetmek istiyorlardı.

Hatta aşiretlerinden bir kısmı askeri karakol ve binalara saldırı başlatmışlardır. Seyit Rıza denilen vatan haini daha da ileri giderek General Abdullah Alpdoğan'dan Dersim hakkındaki kanunun kaldırılmasını, Dersim için özel ve milli haklarını sağlayan bir idarenin kurulmasını istemiştir.

Tanıdık geldi mi?

★ ★ ★

Köylüyü maraba, köle gibi kullanıyorlar, bu düzenin bozulmasını istemiyorlardı. Dersim dedikleri bölgeye Tunceli denmesini asla istemiyorlardı.

Cumhuriyetin ilan edilmesi ile birlikte Türkiye büyük bir kalkınma içindeydi. Bu kalkınmayı durdurmak için aynı Milli Mücadele döneminde olduğu gibi bölücü, tarikatçı yapıların kalkışmaları ile önü kesilmeye çalışılıyordu.

Silahlı aşiret tetikçileri köprüleri kapatıp, telefon hatlarını koparıp, devriye atan jandarma taburlarına ateş açmaya başladılar. 

1937 yılında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün ve dönemin Başbakanı Celal Bayar'ın açılışını yaptığı Singeç köprüsü yakınındaki karakol basıldı ve 33 askerimiz şehit oldu. Hemen ardından Mazgirt köprüsü havaya uçuruldu 56 askerimiz daha şehit oldu.

Bununla da kalmadı, askerlerimiz üzerindeki erzakları çaldılar...

Bu anlattıklarımda tanıdık geldi mi?

★ ★ ★

Yaşanan bu saldırılar üzerine bardak taşmış, film kopmuştu. Türkiye Cumhuriyeti devlet otoritesini kullanmak zorunda kalmış ve 50 bin asker ile Seyit Rıza ve onun güdümündeki vatan haini aşiret, tarikatların üzerine gitti.

Cumhuriyetimize, askerimize saldıran yaklaşık 7 bin silahlı aşiret tetikçisi öldürüldü. Yaklaşık 11 bin aşiret üyesi bölgeden zorunlu göçe tabi tutuldu.

Vatan haini Seyit Rıza tutuklandı, mahkeme sonucunda 11 kişi idam, 33 kişi ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.

İşte, Tunceli'ye Dersim demenin farkı budur.

PKK'nın ve uzantılarının Kürdistan söylemi ile Tunceli'ye Dersim söylemi arasında bir fark yoktur. Türkiye'de Kürdistan diye bir vilayet olmadığı gibi Dersim diye bir vilayette yoktur.

Ne sakıncası var diyenler oturup bir kez daha düşünsün ve tercihini yapsın; Vatan Haini Seyit Rıza'nın yolundan mı, Atatürk'ün yolundan mı? gidecekler.

Bundan sonrasını sevgili Yılmaz Özdil o kadar güzel anlatmış ki ondan bir kesit bırakıyorum. İyi seyirler...

TIPIŞ TIPIŞ KAFASI

Dersimli Kemal ve "Dersim Çetesi" diye nitelendirilen bir grup, DEĞİŞİM ile başlayan kalkınma ve iktidar hareketine aynı 1935'lerde olduğu gibi engel olmaya çalışmaktadır. 

Mezhep üzerinden siyaset yapan bu grup rant, maddi ve manevi çıkar sağlama düzenini korunma adına; 

Ekrem İmamoğlu ile yeniden doğmaya ve iktidara gelmeye hazırlanan Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin tabanda yakaladığı heyecanı çürütmek ve kendi otoritelerinin devam etmesini sağlamak amacı ile kalkışmakta ve hareketin önünü kesmeye çalışılmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri de bu durumun en büyük örneklerinden biridir.

Dersimli Kemal ve şürekası toplumda karşılığı olmadıklarını bildikleri halde, KUTU KOLAYI koysak Erdoğan karşısında kazanır algısıyla Atatürk'e ve Cumhuriyet değerlerine ihanetin en büyüğünü gerçekleştirmiştir.

Ekrem İmamoğlu hayranlığı ve sempatisinin toplumda karşılığının artığını gören bu Dersimli çete, atalarının zamanında yaptığı gibi Cumhuriyetçi ve Atatürkçülerin önünü kesmek ve kendi otoritelerinin, din ve mezhep üzerinden kurdukları düzenin bozulmaması için hareket etmiştir, etmektedir.

Millet ekonomik buhranda, iktidar 20 yıl boyunca hiç olmadığı kadar zayıf, Erdoğan 'nın karşısına KUTU KOLA'yı aday yapsak kazanırız. Tıpış tıpış gelip oy verecekler diyen zihniyet ve o hain yapı muaffak olamadı KAYBETTİ...

Dersimli Kemal, Seyit Rıza'nın o dönem yaptığı gibi irili ufaklı gruplar ile millet vicdanına, kamuoyu otoritesine karşı çıkarak kendi adaylığını diretti. Ve tüm uyarılara rağmen aday olarak; kendisine yüklenen misyonu layıkıyla yerine getirdi.

İşte o kafa, bu kafa...

Tıpış tıpış kafası, bugün yerel seçimlerde yine aynı ihanet ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin kalkınma ve iktidara giden yolunun önünü kesmek için tekrar harekete geçti. Dersimli Kemal'in başını çektiği o çete, tarikat adına ne derseniz deyin!

Türkiye'nin bir çok ilinde garanti gördükleri Belediyelere kendi adaylarını çıkararak, özellikle Alevicilik üzerinden kimlik siyasetine soyunan bu grubun asıl amacı kendi rant ve çıkar düzenini korumaktır.

Büyükşehirlerde ise CHP'ye özellikle İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'na kaybettirmenin hesabı ve planı içerisindelerdir.

Mesela Konyaaltı'nda Cem Kotan bu yapının adaylaştırdığı bir isimdir.

Şimdi bana kızanlar olacak kimlik siyaseti yapma ayıp değil mi? diye...

Kimse kusura bakması; geçtiğimiz dönem Çerkez lobisi Semih Esen'i aday gösterdiğinde, Dersim çetesi şimdi Cem Kotan'ı aday gösterdiğinde kimlik siyaseti yapmış olmuyor, parti içi seçimlerde "bu bizden destek verelim", "CAN'larımıza destek istiyoruz" diyerek KIRMIZI fularlar ile mesaj verenler kimlik siyaseti yapmış olmuyor.

Fakat ben gazeteci olarak yaşananları ve gördüklerimi dile getirdiğim için kimlik siyaseti yapıyor oluyorum öyle mi? Yok öyle üç kuruşa beş köfte...

Asıl bu söylemler ile bölücülük ve çığırtkanlık yapanlar, aday belirlerken o bizden şu bizden değil diyenler, yerel dinamikleri yok sayıp Alevicilik üzerinden rant devşirmeye çalışanlardır kimlik siyaseti yapanlar.

Benim anlamadığım sizinki CAN da bizim ki PATLICAN mı?

Bu yörenin insanında Antalya, Burdur, Isparta hiç gördünüz mü; o bizden şu onlardan dendiğini ben görmedim. Peki görmek ister misin diye sorarsanız; EVET isterim!

Çünkü bu kalkışma, bu isyan doğru orantılı bir kuvvet ile bastırılmaz ise Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucu değerlerinden uzaklaştığı gibi önümüzdeki süreçte Atatürk'ün kurduğu parti olma özelliğini de kaybetmiş olacak!

Bir derneğe, tarikat dergahına dönüşecek... Nitekim kısmen dönüştürüldü!

Geçtiğimiz dönem Semih Esen, şimdi ise Cem Kotan...

Konyaaltı'nda seçmen TIPIŞ TIPIŞ kafası ile gidip oy veriyor nasıl olsa, KOYUN zaten Konyaaltı'nda yaşayan sosyal demokrat seçmen, ÇOBAN nereye sürerse oraya gider öyle değil mi?

Hayır, öyle değil! Ben öyle olmadığını biliyorum...

Atatürk'te biliyordu ki o yüzden "Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez." ifadelerini kullanmıştır.

O neden ile Konyaaltı 30 yıldır CHP'yi sırtında taşıyor. Fakat iki dönemdir sanki Dersimli Kemal'in mirası gibi paylaşılıyor, paylaştırılıyor.

DEĞİŞİME DAVET

CHP'de göründüğü üzere DEĞİŞİM sadece Ekrem İmamoğlu tarafından İstanbul'da gerçekleştirilebildi. Onun dışında bir değişim söz konusu değil, bugün Dersimli Kemal olsa idi emin olun aynı adaylar ile seçimlere girerdi.

Ben de sizde bu filmi çok izledik...

Görünen o ki İstanbul seçimleri hem CHP'nin hemde Türkiye'nin kaderini belirleyecek. Tüm bu sürecin içerisinde okyanusta bir damla olan Konyaaltı sadece bir cephe...

Dersimli Kemal ve isyancıları ile Atatürkçü, Cumhuriyetçiler arasında küçük bir cephe!

Konyaaltı'nın tüm dinamiklerini, köylüsü kentlisini Dersimli Kemal ve isyancılarına karşı mili mücadeleye davet ediyorum. Siyasi görüşü, mezhebi, sosyal statüsü ne olursa olsun toplumsal bir mutabakata davet ediyorum.

Bu siyaset üzeri bir milli mücadele yarışıdır. Konyaaltı, Konyaaltılılarındır!

Konyaaltı'nda bölücülere ve isyancılara yer olmadığını kimsenin burada din ve mezhep üzerinden Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini kullanarak istediği gibi at koşturamayacağını;

Konyaaltı'nın Dersim değil; Atatürkçü, Milliyetçi, Cumhuriyetçi Yörükler diyarı olduğunu gösterin!

Ekrem İmamoğlu'na İstanbul'da oynanan oyun ortada görüyorsunuz. İmamoğlu tüm saldırı ve kalkışmaya rağmen toplumsal mutabakatı ve İstanbul İttifakını hayata geçirmek için canla başla çalışıyor.

Konyaaltı'nda neden olmasın...

Bir İmamoğlu da Konyaaltı'ndan neden çıkmasın?

39 mahallede yakın ÇOBAN ATEŞİNİ ..! Görsün Seyit Rıza'nın torunları, müritleri... 

Tercihinizi yapın; Mustafa Kemal'in yolundan mı, Dersimli Kemal'in yolundan mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akdeniz Telgraf Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akdeniz Telgraf hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Akdeniz Telgraf editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akdeniz Telgraf değil haberi geçen ajanstır.

02

Asmên Zaza Dersim - evet, Dersim dedikleri, fıtratınızda yazmayan bir insanlık adasıdır. siz yapılan insanlık suçlarından ders çıkaracağınıza Dersim'e 500 yıldır yapılan katliamdan, 38'deki soykırımdan ötürü yüzünüz birazcık da olsa kızarıyor mu?

nasıl hissederdiniz, Dersim'in Alevi Zaza ordusu olsa, Yozgat'a, Uşak'a, Denizli'ye vs. gelse, halkın bir kısmını katliamdan geçirse, Zaza bayrağını dikse, dairelerini oluştursa, "bundan sonra burda resmi dil Zazacadır" dese, camileri yasaklayıp, imamları assa ve sürgün etse, yerine cem evleri dikse, sabah akşam hoparlör son sesle Alevi semahları, beyitleri çalsa? Hiç düşündünüz mü böyle bir olayı?

Sizin militarist, egemenci, milliyetçi, ırkçı tututumunuzla mı ülkeye barış, huzur, medeniyet gelecek?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 03 Şubat 01:06
01

Şahin - Konyaaltı başta yeri halkı Antalya'lı ikinci sırada da burdur ağırlıklı bir ilçedir.arkasındanda yoğun olarak yine batı illeri gelir.ama iki dönemdir bilincli olarak nasıl olsa garanti deyip Erzincanlı Sivaslı dayatması yapılıyor.ne yapılmak istendiğini anlıyoruz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 03:48


Anket Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen tekrar aday gösterilirse oy verir misiniz?
Tüm anketler